Yaşadığım ilk mindfulness inzivası benim için unutulmaz bir deneyimdi.!

Mindfulness ile tanışalı bir seneyi aşmıştı ve mindfulness pratiklerinin benim üzerimdeki etkilerinin sarhoşluğunu daha üzerimden atamamıştım, bu dönemde çoğu kez insan sürekli mindfulness’dan bahsetmek ister, kendinizi kesinlikle susturamazsınız.  Birde üstüne üstlük uzun seneler uzak doğuda yaşamış eşim orada bir arkadaşının inziva sonrası ne kadar etkilendiğini hatta değiştiğini anlatmıştı.  Hemen utube’a girdim ve sessizlik inzivası deneyimleri hakkında bir sürü video seyrettim.  Tabi hepsi başka ülkelerdeydi, Türkiye’den içerik bulmak imkansızdı.  Ben burada Asos’da bunu yapabilecek olduğuma inanamıyor gitmek için sabırsızlanıyordum.  Yedi tam gün, sessizlik inzivası, çocukları nasıl bırakacaktım?

Esasında üniversitedeki Sinem süperdi.  Çeşit çeşit arkadaşlarım vardı, cesurdum, açıktım, samimiydim, duyarlıydım başkaları için bir şeyler yapmak hoşuma giderdi.  Seneler özellikle rekabetçi çalışma hayatı, beni oldukça ben merkezci yapmış kazandığımı harcar, akşamları koltukta pinterest’de kombinasyon bakar olmuştum.  Yine böyle bir akşam pinterest’teyken, whatsapp’den bir mesaj belirdi telefonumda.  Kardeşimin, “İnsanları ne kadar yargıladığının farkında mısın?  Dün gece yaptığın o yorum ile kızı incitmiş olabileceğini düşündün mü?” yorumu tak diye oturdu içime.  Haklıydı çünkü bende bir süredir bunu düşünüyordum.  Üniversitedeki Sinem’i özler olmuştum.

İnziva çok güzel geçti.  Asos çok güzeldi, yeni arkadaşlar edinmiştim.  Ancak kendimle ilgili, hayatımla ilgili fark ettiklerim paha biçilmezdi. 

Evet başkalarını çok yargılıyordum, ama başkalarını yargılayan en fazla kendini yargılardı.  Ben kendime ne kadar da kaba ve acımasız davranıyordum!  Ben bu inzivada “kendime şefkatin” ilk tohumlarını attım.  Evet ben merkezciydim.  Ama nasıl olmayacaktım, bütün sistem bunun üzerine kuruluydu.  İnternet, gazete, televizyon hep bunun mesajlarını verdi bana.  Bana düşen bunu fark etmek ve bu ilizyon içinde yolumu bulmaktı artık.

Ve ortak insanlık…  En çarpıcısı ise bu olmuştu.  O eleştirdiğim insanların, eleştirdiğim tutumlarını bende hayatımda bir nokta sergilemiştim.  Ve o insanlar bazı zamanlar benim gibi benmerkezciydiler, benim gibi başklarını yargılıyorlardı.

Farklı bir pencereden bakıyordum artık, hiçbir şey bir daha aynı olmadı, olmayacak.  Çünkü zaten hiçbir şey aynı kalmıyor.  Bir dahaki inzivam ayağımı bu kadar yerden kesmedi ve mindfulness pratiğimi de artık kanıksamış vaziyetteyim ama ne önemi var?  Ben her gün an be an yavaşta olsa kendimi biraz daha geliştiriyorum.  Daha da önemlisi her gün biraz daha şefkat ve sevgiyle kucaklıyorum tüm evreni.