Nerede bir açmaz veya istenilenin dışında bir durum cereyan etse, mantık silsilesinin son vardığı nokta ‘eğitim’ olur ve ‘Her şeyin başı eğitim!’ deriz. Başta öğrenme ve teknik olarak bilgi sahibi olma anlamında kullansak da, düşünce, tutum ve davranışı da kapsayan bir ‘eğitim’dir asıl ifade ettiğimiz. 20 yıla yakın eğitimcilik geçmişime dayanarak, katılıyorum ki eğitim şart! Ancak, biz insanoğlunun eğitimden daha öte bir olguya daha ihtiyacı olduğuna inanıyorum. Gerçekten, ‘her şeyin başı…’ diye başladığımız ama ‘eğitim’ diye devam edemediğimiz bir durumla karşı karşıyayız. Zira eğitim kendi başına yetmiyor. Dahası gerekiyor. O da farkındalık. Bence, toplumsal gelişim ve refah için farkındalık şart!

Bir an durup, büyük icatları ve teknolojik gelişmeleri başlatmış ünlü mucit ve bilim insanlarını düşünün. Kuşkusuz, eğitim sayesinde insanoğlu olduğu yerden çok daha ileri gidiyor. Ancak, bu noktada başarı ve gelişimi salt eğitime dayandırmak yerine, kişilerin muazzam bir dikkat, gözlem, analiz, farkındalık, kabul ve niyet sürecinden geçerek ulaştığını düşünmekteyim. Dikkat ederseniz, yukarıda saydığım birçok aşama mindfulness (dikkat ve farkındalık) ilkeleriyle -dikkat, farkındalık, yargısız gözlem, niyet ve kabul, bire bir örtüşüyor.

Mesela, Wright kardeşleri bisiklet üretimi ile uğraşan, mühendislik eğitimine dahi sahip olmayan iki kardeş, tarihe ilk uçan insanlar olarak girdiler. Başarılarını neye borçluydular? Einstein, örneğin, ilkokulda öğretmeninin ‘öğrenme zorluğu var’ ve ‘çok zeki değil’ söylemine karşın, ortaya attığı bilimsel teoriler (örn. meşhur izafiyet teorisi; kütlesel çekim dalgaları teorisi) bugün ardı ardına ispatlandı. Newton, dalından düşen elmaya hiç bir şekilde farkında olmayıp, veya farkında olduğu halde dikkatle gözlem ve analiz etmeye koyulmasaydı, bugün ağırlık ölçümü ve yerçekimi konularında  nerede olurduk acaba…

Örnekler saymakla bitmez. Tüm bu buluşlar, bilim insanlarını daha fazla çalışmaya, irdelemeye, gözlemlemeye ve üretmeye itiyor. Ancak, mindfulness bakış açısıyla buluştukları ortak nokta benim gözümde son derece net: Mucitlerin ve bilim insanlarının başarı kaynağı, dikkat ve farkındalık seviyelerinin yüksek oluşu; merakla ve sabırla olguya odaklanmaları ve içinde bulundukları durumu müthiş farkındalıkla, yargılamadan ve olduğu gibi kabul ediyor olmalarıdır. Aynı mindfulness uygulamalarındaki öğretilerde olduğu gibi.

Günlük yaşamda, birer Einstein, Newton veya Wright olmamız beklenmiyor, ne de onlar gibi tarih sayfalarına girmemiz… Ancak, her birimizin kendi yaşamının hikâyesini yazdığını düşünecek olursak, kendimiz için ses getirecek başarı getirebilmemiz -hatta hayatta kalmak için, en başta dikkat ve sonrasında farkındalık şart diyorum. Yani, kendimizi bilmemiz, tanımamız, anlamamız ve yönetebilmemiz yoluyla kendimizin farkında olalım yeter. İlgi alanlarımızı, becerilerimizi, arzularımızı, gerçekleştirmek istediklerimizi, sahip olduğumuz ve ihtiyacımız olan kaynakları ve yaşamımızın banisi olan değerlerimizi keşfetmek ve farkında olmak için de, biraz dikkat, biraz gözlem ve analiz ve büyük miktar da yargısız kabul içinde olmak yeter de artar bile. Bunun için de anda kalın yeter!

https://www.linkedin.com/pulse/herşeyin-başı-farkındalık-shirli-ender-buyukbay