Bahar geldi. Hemen sonrası yaz. Yaz boyunca her gün 10 dakika kendi seçtiğiniz güzel bir kumsalda biraz durmaya ne dersiniz?

Evden hiçbir planınız olmadan çıkın. Gidecek yer, buluşulacak kişi, halledilecek bir iş olmasın. Yürümeye başlayın.

Bir süre sonra planlar yapmaya başlayan, eve dönerken ekmek almayı hatırlatan o tanıdık sesi duyacaksınız. Zihin sesinizi.

Onu fark edin. Gelip giden düşünceleri fark edin. Bir düşünceden diğerine zıplayan tıpkı bir maymun gibi daldan dala konan düşüncelerinizi yargılamadan, eleştirmeden derin bir iç görü ile izleyin.

Dalgalar okyanus için neyse düşünceler de zihnimiz için öyledir. Sürekli gelip giden düşünceler zihnimizin içinde dalgalanırlar. Bugün okyanusunuz nasıl? Fırtınalı mı, çarşaf gibi mi, küçük dalgalar kıyıya mı vuruyor birer birer?

Önemli olan orada ne olduğunu fark etmek. Biri diğerinden daha az iyi, daha kötü diye bir tanım yok. Düşüncelerin hepsi bizim. Fırtına da sükunet de ruhumuza ait.

Sakin bir dikkatle onları izleyebildiğimiz, yargılamadan, adlandırmadan, eleştirmeden, değiştirmeye, o düşüncelerden, duygulardan kurtulmaya çalışmadan belli bir mesafeden görebildiğimiz yere mindfulness kumsalı diyelim o halde…

Kumsala vardık. Şimdi ne yapacağız? İlk gün bu videoyu izleyeceğiz.

https://www.ted.com/talks/andy_puddicombe_all_it_takes_is_10_mindful_minutes