Düşüncelerin nasıl hissettiğimiz ve ne yaptığımızın üzerinde çok güçlü etkileri olabilir.  Sıklıkla böyle düşünceler otomatik olarak ve çok hızlı bir şekilde tetiklenebilir.  Zihnimizden geçen düşünceler ve zihnimizdeki imgelerin tekrar ve tekrar farkına varır ve nefesimize ve ana odaklanarak onların geçmesine izin verirsek, düşünceler ile aramıza mesafe koyarak onlar hakkında perspektif sahibi olabiliriz.  Bu bize meseleler hakkındaki yaklaşımımıza alternatiflerin olabileceğini gösterecek ve böylece otomatik olarak aklımızda beliren eski düşünce tarzımızın sabotajından bizi kurtaracaktır.  En önemlisi, sonunda tüm düşüncelerin zihinsel birer kurgu oluğunu (bunun böyle olmadığını söyleyen düşünceler de dahil), düşüncelerin hakikat olmadığını ve bizim düşüncelerimizden ibaret olmadığımızı iliklerimize kadar hissedebiliriz.

Düşüncelerimiz ve zihnimizdeki imgeler bize çoğu kez zihnimizin derinliklerinde olan biten hakkında bilgi verir; bu bilgiyi kavrayıp, farklı açılardan inceleyip, ilk 10 otomatik, katkısı olmayan, alışkanlık olmuş düşünce dizisini tespit ederek yakından tanırsak, bizi aşağı çeken psikolojik durumları fark edebiliriz (değiştirebiliriz).

Özellikle “Bunu yapmanın bir anlamı yok” ya da “Bu işe yaramayacak bu yüzden neden zaman harcayayım ki” gibi pratiğimizi engelleyecek ve sabote edecek düşünceleri fark etmek önemlidir.  Bu gibi pesimist ve umutsuz düşünce dizileri, depresive psikolojik durumun en karakteristik  belirtileridir.  Bunlar harakete geçmemizin ve bu durumlardan çıkabilmemizin önündeki en büyük engellerdir.  Özellikle bunun gibi düşünceleri “negatif düşünceler” olarak fark etmemiz ve otomatik olarak yetkin bir şekilde nasıl hissettiğimizi değiştirmek üzere harakete geçme yönünde pes etmememizdir.

IMA eğitim dokumanlarından alıntıdır; http://www.institute-for-mindfulness.eu/teacher_training_ie.html