Bugün 20 Mart Birleşmiş Milletler Uluslararası Mutluluk Günü… 2013 yılı itibariyle (http://www.un.org/en/events/happinessday/) Birleşmiş Milletler mutluluk ve mutlu olma farkındalığımızı arttırmak adına Mart 20’yi, Uluslararası Mutluluk Günü ilan etti.

Bu günlerde, milletçe (hatta küresel anlamda) pek mutluluğu kutlayacak, veya mutluluktan bahsedecek durumda değiliz. Çok fazla acımız, yaramız, kaybımız, endişemiz ve yaşam ile gelecek kaygımız var. Bu tablonun içinde mutluluğu konuşmak biraz ütopik kaçar, biliyorum! Ancak, içinde bulunduğumuz karanlığa RAĞMEN yaşamaya ve hayatta kalmaya uğraşıyorsak, yüzümüzü aydınlığa çevirerek hayatımıza bir kaç ufak pozitiflik katacak alışkanlığı uygulayarak yaşamımızı sürdürmeye devam edebiliriz. Nasıl mı? Çok zor değil; hele imkansız hiç değil!

Zihin dediğimiz bu üstün varlığımızın çok pis bir özelliğidir, negatife kayma -“negativity bias”! Onun işidir aslında bu: çevremizdeki tüm olumsuzluklara kilitlenmek ve ardından iç singulat kortex (anterior cingulate cortex) bölgesini tetikleyerek olumsuz duygular yaratmak ve komşusu amygdala (stres hormonu kortisol’ü salgılayan) bölgesini harekete geçirmek ve tehlike anında bize “kaç ya da savaş!” komutu veren parçamız. Evet, şüpheli bir durumla karşı karşıya olduğumuz bir ortamda (ki şu canlı bombaların patladığı günlerimizde) zihnimizin negatife kayması oldukça işe yarayan bir durum. Ancak, her an her yerde her koşulda bu “alert” yani uyanık ve über-süper dikkatli olmamız bizi müthiş ötesi yoruyor… Hatta tüketiyor desek daha yerinde! Stres ve stresten kaynaklı sürüyle sıkıntılarla boğuşuyoruz. Bir yerlerde rahatlayabilme köşesi bulsak, beden, zihin ve ruhumuza bir “ooohhh!” diyecek fırsat verebilsek. İşte bu noktada, kendime “Pozitif Farkındalık” (Mind the Positive) dediğim algı ve yaşam biçimini almış bulunmaktayım.

Her şeye rağmen…

Pozitif farkındalık deyince sürüyle yapılabilecek eylem ve tutum-davranış biçimleri gelebilir akla. Büyük düşünmeye gerek yok. Küçük, hatta bebek adımlarıyla başlamak asıl güzel olan. Negatife takılmak ve sürüklenmek yerine, çevremizde “her şeye rağmen” olumlu unsurları aramak, taramak, onlara dikkatimizi vermek, dikkatimizi verdikçe içinde barındırdıkları güzellikleri her defasında daha fazla keşfetmek ve varlıklarının farkında olmak -yani olumlu farkındalığa ermek işin sırrı.

Bütün mesele neye ne gözle baktığımız!

Bu sürecin içinde barındırdığı dikkat (attention), farkındalık (awareness), olumlu veya olumsuz niyet (intention), tutum (attitude), ve son olarak da varolanı kabul etme (acceptance) bizi acı, endişe, kaygı dramasının içinden, daha ferah, dingin, sakin, huzurlu, kabullenici ve kucaklayıcı bir yaşam biçimine götürecektir.

Nerden, nasıl başlayacağım diyorsanız… Çooook uzaklarda ve soyut olgularda aramaya gerek yok. Action for Happiness (http://www.actionforhappiness.org/) her yıl güncellediği ve 2016 Dünya Mutluluk Günü için yayınladığı 10 süper basit uygulamaların yer aldığı kitapçığı (www.dayofhappiness.net) indirebilir, inceleyebilir, içinden her hafta için birini alışkanlık haline getirerek hayatınıza geçirmek üzere kararlar alabilirsiniz…

 

10 basit değerli adım: Daha fazla özümüzden vermek, sevdiklerimizle bağlar kurmak, aktif ve hareketli olmak, farkındalıkla yaşamak (mindful olma hali), yeni deneyimlere açık olmak, hedef ve amaç sahibi olup uğruna çalışmak, dayanıklı ve yılmaz olmak için kendimizi geliştirmek, bizi mutlu eden etkinliklere dahil olmak, var olanı ve kendimizi olduğu gibi kabul etmek, ve yaşam anlamımızın farkında olup kendimizden büyük bir olguya destek olmak…

Mutluluk, huzur ve iyi olma hali dışarıda değil, bizzat kendi içimizde… Biz kendimiz için yapmazsak, kim yapacak? Şimdi değilse, ne zaman? Her haftaya birini uygulasak; az geliyorsa iki veya üç pratik uygulamayı alışkanlık haline getirsek hayatımız nasıl olur acaba…

Sevgiyle, sağlıkla ve hoşça kalalım… Barış, sevgi ve mutluluk dolu günlere… Belki de pek yakında!